Xanthos Antik Şehri

Xanthos Antik Şehri
  • 14 Şubat 2020 tarihinde yayınlandı.

Xanthos kenti, birçok önemli özelliklerinin yanında tarihi en çok acılarla dolu kent olarak bilinir. Tarihçiler, kentin birçok kez yerle bir olduğunu veya yandığını fakat yeni şehrin küller arasından yeniden yeşerdiğini yazarlar.

Kalkan-Fethiye karayolu üzerinde 18 km. uzaklıktaki Kınık Köyü’nde yer alır. Şehir; Xanthos Nehri (Bugünkü adı Eşen Çayı) kenarındaki ovaya hakim iki tepe üzerinde kurulmuştur. İlki Eşen Çayı’nın kenarından sarpça bir kayalık şeklinde yükselen surla çevrili Likya akropolü; ikincisi ise kuzeydeki daha yüksek ve geniş olan Roma akropolüdür.

Likya’nın başkenti olan Kanthos’un adı, Likya yazısı ile yazılmış kitabelerde “Arnna” olarak geçer. Homeros, Sarpedon yönetimindeki Xanthoslular’ın Troya savaşlarına katıldıklarını yazar ki bu olay şehrin en eski yazılı tarihine işaret eder.

Xanthos

Şehir, İ.Ö. 546′da Pers kumandanı Harpagos tarafından kuşatılır. Xanthoslular’ın kahramanca karşı koyup direnmelerine rağmen çaresiz duruma düştüklerinde, kadın ve çocuklarını öldürüp şehri ateşe vererek insansız ve harap bir şehri Harpagos’a bırakırlar. Bu toplu intihardan o sırada şehirde bulunmayan 80 aile kurtulur ki şehirlerini, yeni gelen göçmenlerle yeniden kurarlar.

İ.Ö. 475-450 arasında Xanthos, bu kez yangın felaketi ile karşılaşır. Kazılarla da belirlenen bu yangın katından sonra şehir büyük bir gelişme göstererek batı dünyası ile özellikle de Atina ile sıcak ilişkiler kurar. Büyük İskender’in seferi sırasında Xanthoslular Pers Harpagos’a olduğu gibi direnme göstermişler. İ.Ö. 309′dan itibaren Mısır Hanedanı Ptolemaioslar’ın, ardından birçok Likya şehri gibi Suriye Kralı III. Antiokhos’un egemenliğini kabul etmek zorunda kalmışlardır.

İ.Ö. 2. yy’da Likya Birliği’nin başşehri olan Xanthos, 42 yılında bu kez Romalı Brutus tarafından yerle bir edilmiş ancak ardından İmparator Marcus Antonius’un gayretleriyle yeniden imar görmüştür. İ.S. I. yy.’da Roma egemenliği altındaki Xanthos’ta İmparator Vespasianus adına tak yaptırılmış, günümüze kalmış Roma yapılarının çoğu bu dönemde inşa edilmiştir.

Bizans egemenliği sırasında piskoposluk merkezi olan Xanthos, bu dönemde birçok yeni yapıya kavuşmuştur. Ancak 7.yy’dan sonra Arap akınları şehrin terk edilmesine sebep olmuş, 1838′de yeniden keşfedilip talan edilmesine kadar yanı başındaki Kınık’ta ufak bir köy olarak yaşamını sürdürmüştür.

Şehirdeki kazı çalışmaları, 1950 yılından beri Fransız arkeologlar tarafından yürütülmektedir. Xanthos’un her iki akropolü de değişik örgü sistemlerinin görüldüğü sur duvarları ile çevrili olup Likya akropolünü doğudan çevreleyen poligonal teknikteki sur İ.Ö. 4. yy.’a aittir. Güney yönündeki sur ile Eşen Çayı tarafındaki surların bir kısmı, Hellenistik devirde yapılmış düzgün bloklardan oluşur. Geri kalan surlar harçlı duvarları ile Bizans dönemine aittir.

Xanthos  2

Bizans sur kalıntısının kuzeyindeki sahayı Roma devri tiyatrosu kaplar. Xanthos’un en ilginç kalıntıları, tiyatronun batısında yer alır. bunlardan ilki; yüksek dikdörtgen yekpare kaide üzerindeki ölü ailesi ile yanındaki kadın gövdeli, kuş kanatlı yaratıklar olan ve ölülerin ruhlarını gökyüzüne taşıdıklarına inanılan “Harpy” kabartmalarına sahiptir. Bugün orijinal blokları, British Museum’da sergilenen Harpy Anıtı, İ.Ö. 5. yy’a tarihlenmekte; bu anıt mezarın yanında 4. yy.’a ait diğer bir kaideli Likya lahdi yer almaktadır. Tiyatronun kuzeyindeki kare şekilli alan ise Roma devri agorasıdır. Agoranın kuzeydoğu köşesinde, yekpare dikdörtgen gövdesinde Likya yazısıyla yazılmış kitabeye sahip bir anıt mezar yükselir. Harp anıtına benzer kabartmalı mezar odasına sahip olduğu düşünülen anıtın gövdesindeki kitabe, günümüze dek bulunmuş Likya dilindeki en uzun kitabe olup, Kherei adlı Xanthoslu prensin serüvenlerini anlatmaktadır. Roma akropolünde de birçok kaya mezarı ve kaideli mezarı yan yana görmek mümkündür. Bunlardan, kaidesi dışında tümü British Museum’a taşınmış olan İ.Ö. 4. yy’a ait Payava lahdi en ünlü olanıdır. Xanthos’un diğer ünlü anıtı ise yine British Museum’da sergilenen Nereidler anıtıdır. Günümüz kalıntılarına çıkan rampanın sağ kenarında sadece temelleri kalmış olan tapınak planlı anıt, sütunları arasındaki su perileri Nereidler’in heykellerinden dolayı bu adla anılmakta olup, İ.Ö. 4. yy’a aittir.

Bir Yorum Bırakın

İletişim
Beni Ara